“Neden Kötü İnsanlar Olmayız?” Ahlak Gelişimi Üzerine

“Neden Kötü İnsanlar Olmayız?” Ahlak Gelişimi Üzerine

Ahlak duygusu, insanda doğuştan var olmayan, sosyal çevrenin sürekli etkisiyle ve eleştirileriyle oluşan bir duygudur. Çevreden gelen tepkilerle belirlenen davranışlara ait ilk izlenimler ve bilgiler, giderek ahlaki davranışları ve ahlaki kuralları oluşturur. Ahlak kavramları, belli dönemlerden geçerek olgunlaşır. Doğruyu yanlıştan ayırmak ve doğru olanı seçip uygulamak kolay kazanılan bir nitelik değildir. Herkesin, kendine göre bir ahlak anlayışı olduğu gibi, ahlaklı davranış anlayışı, tarihin çeşitli dönemlerinde de değişmiştir.

Ahlak kavramının çocukluktan yetişkinliğe olan süreçte hangi basamaklardan geçerek oluştuğuna dair çalışmalar yapan teorisyenlerden biri olan Kohlberg ikiser düzeyden oluşan üç evreli, toplam altı basamaklı zihinsel ahlaki gelişim kuramını geliştirmiştir. Birinci evre, gelenek öncesi evresidir. Bu evrenin ilk düzeyinde ceza ve itaatkârlık ön plandadır. Bu düzeyde ahlaki davranışı cezadan kaçınma ve ödül alma belirler. İkinci düzeyde ise çıkara dayalı alışveriş ilişkisi ön plandadır. İkinci evre geleneksel evredir. Bu evrenin ilk düzeyinde karşılıklı kişiler arası beklentiler, gruba bağlılık ve kişiler arası uyum ön plandadır. İkinci düzeyde ise toplumsal düzeni koruma odak noktasını oluşturmaktadır. Üçüncü evre gelenek ötesi ve ilkelere dayalı düzeydir. Bu evrenin ilk aşaması toplumsal anlaşma, insan hakları ve yararlılık düzeyidir. Bu düzeyde iyi olanın, toplumsal uzlaşmayı sağlamak için konmuş kurallara uygun olduğu düşünülür. Üçüncü evrenin son düzeyi evrensel ahlaki ilkelerdir. Davranışın kaynağını adalet, eşitlik, insan onuru gibi temel evrensel değerler oluşturmaktadır

Kohlberg’e göre kişiler bu altı düzey çerçevesinde ahlaki davranımda bulunurlar. Bu evreler evrenseldir, hiyerarşiktir ve yapısal olarak bütündür. Bir başka deyişle bir kişi geçiş dönemi hariç bu basamaklardan birine göre davranır. Bir kişinin hangi düzeyde olduğunu saptamak için, kendisine sunulan sözel ikilemlere verdiği yanıtlar değerlendirilir. Burada yanıtın ne olduğundan çok, o yanıta ulaşmak için yapılan akıl yürütme önemlidir.

Kohlberg’in en önemli ikilemlerinden biri olan Heinz ikilemi şöyledir:

“Avrupa’da bir kadın, ender görülen bir hastalıktan ölüm döşeğinde yatmaktadır. Doktorlar hastanın ümidi olabilecek bir ilaç olduğunu düşünmektedirler. Bu, aynı kasabada bir eczacı tarafından bulunan özel bir ilaçtır. İlacın yapımı çok pahalıdır. Ancak eczacı ilacı maliyetinin 10 katma satmaktadır. İlaç için gerekli olan radyuma 400 dolar verip, ilacın küçük bir dozajı için 4000 dolar istemektedir. Hasta kadının eşi Heinz, tanıdığı herkesten borç para istemiş, gerekli bütün resmi mercilere başvurmuş, ilacın yarısını karşılayabilecek 2000 doları ancak bulabilmiştir. Heinz eczacıya gidip, eşinin ölmek üzere olduğunu, ilacı mümkünse ucuza verip veremeyeceğini, eğer veremezse, paranın geri kalanını daha sonra ödeyip ödeyemeyeceğini sorar. Ancak eczacı, “Hayır, bu ilacı ben buldum ve bundan bir servet yapmaya niyetliyim” der ve Heinz’i reddeder. Bütün resmi mercilere zaten başvurmuş olan Heinz çaresizlik içinde, eczaneye gece yarısı grip, ilacı karısı için çalmayı düşünmektedir” Bu kişi bu ilacı çalmalı mıdır? Neden evet? Neden hayır?

Kohlberg’in teorisi cevabın evet ya da hayır oluşuyla ilgilenmez. Teori bu cevaba ulaşırken kullanılan fikir yürütme süreci ile ilgilenir. “Evet çalmalı çünkü karısı önemli biri olabilir” cevabı ile “hayır çalmamalı çünkü yakalanabilir” cevapları aynı ödül-ceza değerlendirmesi üzerinden gittikleri için birinci basamağa ait cevaplardır. İkinci ve üçüncü basamak cevaplarda ise yaşamın değerliliği, iyi ve doğru davranış kriterleri, herkes için adalet kavramları ön planda tutularak verilmiş cevaplar bulunur.

Toplumların refah düzeyini ve sosyal yaşam güvenliğini belirleyen önemli faktörlerden biri olarak toplumu oluşturan bireylerin ahlaki gelişim düzeylerinin hangi basamakta olduğu önem taşır. Ödül ve ceza üzerine yargılama yapan bireylerin çoğunluğunu oluşturduğu toplumlarda adalet kavramından ve evrensel insani değerlerden bahsetmek kolay ve mümkün olmayacaktır.

Uzman Psikolog Özgün Kızıldağ

Kaynakça:

1) Çiftçi N., Kohlberg’in Bilişsel Ahlak Gelişimi Teorisi: Ahlak ve Demokrasi Eğitimi, Değerler Eğitimi Dergisi, 1 (43-77), 2003

2) Ekşi H., Uygulamalarla Değerler Eğitimi, Nobel Yayınevi, 2016

3) Kabaday A., Aladağ K.S., Farklı ilköğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin ahlaki gelişimlerinin çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 2010

4) Çağdaş, A., Seçer (Şahin), Z., Çocuk ve Ergende Sosyal ve Ahlak Gelişimi. Nobel Yayın, 2002