Uygulanan Psikoterapi Yaklaşımları

Anasayfa / Uygulanan Psikoterapi Yaklaşımları
Uygulanan Psikoterapi Yaklaşımları

Bilişsel Davranışçı Terapi

Bilişsel davranışçı terapi, kişilerin bir durumla ilgili bilişlerini ve bu bilişlerin davranışları nasıl etkilediğini ele alan çözüm odaklı bir terapi yaklaşımıdır. Terapist ve danışan, terapide çarpık inanışları, düşünceleri ve davranış örüntülerini işlevsel olanlarla değiştirmeyi hedefler.

Bu yöntem, çocuk, ergen ve yetişkin terapisinde de kullanılabilir. Bilişsel davranışçı terapi kaygı bozukları, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları, öfke kontrolü, psikolojik kökenli fiziksel yakınmalar, uyku problemleri gibi sorunların tedavisinde başvurulan bir yöntemdir.

Dışavurumcu Sanat Terapisi

Sanat terapisi, kişinin duygularını sanat yoluyla dışa vurduğu ve sanatın iyileştirici araç olarak kullanıldığı bir terapi yöntemidir. Bu yöntemde resim, müzik, heykel, drama gibi farklı sanat dalları aracılığıyla bireyin içsel dünyasına bir yolculuk yapılır. Sanat terapisi sürecinde ortaya çıkan ürünün sanatsal özelliğine değil yaratım sürecine odaklanılır.

Bu yöntem, çocuk, ergen ve yetişkin terapisinde kullanılabilir. Kaygı bozuklukları, depresyon, yeme bozuklukları, yeme bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, psikolojik kökenli bedensel yakınmaların tedavisinde başvurulan bir yöntemdir.

EMDR Terapisi

Yaşamımızın geçmiş dönemlerine ait travmatik anıların izleri, bugünümüzde kendini göstermektedir. Bu travmatik anılar doğal afetler, ihmal ve istismar deneyimleri, kayıplar gibi önemli olaylara ait olabileceği gibi gündelik yaşamdaki olumsuz yaşantılara ait de olabilir. Kimi zaman zihnin bilgi işleyiş süreci travmatik anı tarafından tıkanıklığa uğrar ve bu anı zihinde duygusal olarak kilitli kalır. Sağlıklı olarak işlenmemiş anılar zihinde sağlıklı bir şekilde depolanamaz ve kontrol edilemez. Bu noktada yapılması gereken bu  kilitli kalmış anıların doğal işlenme sürecinin tamamlanmasıdır. EMDR terapisi, bu süreçte başvurulan yöntemlerin en etkililerindendir.

EMDR terapisi farklı terapi yaklaşımlardan beslenen bütünleyici bir terapi tekniğidir. Bu teknikte göz hareketleriyle, işitsel ya da dokunsal uyaranlarla beynin sağ ve sol tarafına yönelik çift taraflı bir uyarım sağlanır ve travmatik deneyimlere bağlı olumsuz duygu, inanç ve beden duyumlarının duyarsızlaştırılarak yeniden işlenmesini amaçlanır. EMDR terapisi sadece yaşanan semptomları ortadan kaldırmaz bunun yanı sıra travmatik anılara ait negatif inanışları pozitif inançlar ile değiştirir.

EMDR terapisi ortaya çıktığı dönemde ağırlıklı olarak travma terapisinde başvurulan bir yöntem olsa da günümüzde çözümünde başvurulan sorun alanları giderek artmaktadır. EMDR terapisi şu alanlarda kullanılmaktadır;

Travma sonrası stres bozukluğu

Psikolojik kökenli bedensel ağrılar

Sınav ve Performans Kaygısı

Fobiler

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Panik Bozukluk

Depresyon

Çocuklar için Sanat Terapisi

Kum Tepsisi Terapisi

Dışavurumcu bir yöntem olan kum tepsisi terapisinde kişiler farklı minyatürleri kullanarak kum üzerinde içsel dünyalarına ilişkin bir görüntü oluştururlar ve biliçdışından gün yüzüne çıkan bastırılmış meselelerini çalışma imkanı bulurlar.

Kum tepsisi terapisi, çocuk, ergen ve yetişkinlerde kullanılabilen bir yöntemdir. Özellikle duygularını sözel yolla ifade etmekte güçlük yaşayan kişiler için oldukça etkili bir terapidir.

 

Çözüm Odaklı Terapi

Çözüm odaklı terapide, geleneksel psikoterapi yaklaşımlarından farklı olarak danışanın sorunlarına değil psikoterapi sürecinde ulaşmak istediği hedeflere ve güçlü yanlarına odaklanılmaktadır. Bu yaklaşımda asıl odak geçmiş değil bugün ve gelecektir. Geçmiş, problemlerin kaynağını saptamak için değil önceki başarıların hatırlanması için üzerinde durulan bir zaman kavramıdır. Terapide, problemin kökenini araştırmak yerine çözüm için gereken adımlar ele alınarak somutlaştırılır ve kişinin daha önce benzer sorunlarla başa çıkabildiği durumlara odaklanılarak danışanın kendi kaynağını keşfetmesi amaçlanır.

 

Şema Terapi

Şema terapi, temelinin bilişsel davranışçı ekolden alan ancak birçok farklı terapi ekollerinden beslenen bütüncül bir psikoterapi ekolüdür. Şema terapinin merkezinde, kökenleri erken dönem yakın ilişki deneyimlerinde bulunan, kişinin erken dönemde çekirdek ihtiyaçların karşılanmamasından kaynaklanan ve kişinin hayatında kendisini ve diğerleriyle olan ilişkilerini ele alma şeklini belirleyen “şema” kavramı vardır. Kişilerin yaşamında şemalar ne kadar uyumsuz da olsalar, bilindik olmaları nedeniyle kişilerin istemeden kendilerine zarar veren durumları yeniden yaşamalarına neden olmaktadır. Örneğin “terk edilme” şemasına sahip bir kişi bu şemasını doğrulayacak ilişki seçimlerinde bulunabilir. Terapi sürecinde işlevsel olmayan şemalara odaklanılarak bu şemaların uyumlu olanlarla değiştirilmesi hedeflenir.

 

Transaksiyonel Analiz

Transaksiyonel Analiz, insan kişiliğinin çocuk egosu, yetişkin egosu ve ebeveyn egosundan oluşan üç parçası olduğunu öne süren bir analiz yöntemidir. Çocuk egosu, kişinin çocukluğundakine benzer şekilde hissettiği, düşündüğü, davrandığı ve söz geçirmekte zorlandığı yanıdır. Örneğin bir arkadaşıyla sorun yaşadığında sorunu konuşarak çözme yoluna gitmektense küsüp ilgi bekleyerek çözme yoluna giden kişi çocuk egosuyla davranmaktadır. Ebeveyn egosu, kişilerin günlük yaşamlarında farkında olmadan ebeveynlerinin ya da hayatlarındaki ebeveyn figürlerinin hissediş, düşünüş ve davranış şekillerini taklit ettiği taraftır. Örneğin ebeveynlerinden kızgınlığın bağırarak ifade edilmesini öğrenmiş biri ilişkilerinde ebeveyn egosunun devreye girdiği durumlarda bu yola başvurabilir. Yetişkin egosu, durumu ve davranışın sonucunu değerlendirerek bilgiyi işleyen sistemdir. Transaksiyonel analizde kişiyi gerçeği objektif bir şekilde değerlendirmeye yönlendiren yetişkin egosunun güçlendirilmesi hedeflenir. Örneklerde de görüldüğü gibi kişiler, diğerleriyle olan ilişkilerinde bu rollerden birini üstlenirler. Transaksiyonel analiz, sağlıklı bir ruhsal gelişime sahip kişilerin bu üç ego durumunu kontrol edebileceğini ve yeri geldiğinde işlevsel olanı kullanmayı seçebileceğini öne sürer. Terapide de kişinin gündelik yaşamında karşılaştığı durumlar ve kişilerarası ilişkilerinde yaşadıklarından yola çıkılarak bu farklı ego durumlarının işlevsel kullanımının sağlanması hedeflenir.

 

Psikodinamik Yaklaşım

Psikodinamik yaklaşım erken dönem yaşantıların kişilik örgütlenmesi ve kişilerarası ilişkiler üzerinde belirleyici olduğunu savunan bir terapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda kişinin güncelde yaşadığı sorunların temelindeki bilinçdışı süreçlere odaklanılır. Psikodinamikterapide amaç, kişinin erken dönem işlevsel olmayan ilişkilerinden kaynaklanan çözülmemiş çatışmalarına karşı içsel farkındalık kazanması ve geçmişin bugün üzerindeki etkilerini anlamasıdır. Psikoterapi sürecinde bilinçdışındaki malzemelerin bilinç seviyesine taşınmasıyla kişi yaşadığı sorunları ve bu sorunların farkında olmadığı gerekçelerini daha iyi anlayarak, işlevsel olmayan ve yıkıcı davranış örüntülerini değiştirmek için adım atma imkanı bulur.

 

Oyun Terapisi

Oyun terapisi çocuklarla yürütülen psikoterapi yaklaşımlarının en etkililerindendir. Çocuk psikoterapisti Haim G. Ginott’un da belirttiği gibi oyuncaklar çocuğun kelimeleri, oyun ise çocuğun söylemek istediğidir. Bu nedenle de çocuğun ana dili olan oyun, çocuğa kendini en iyi şekilde ifade etme imkanını vermektedir. Çocuk, dünyasını oyun aracılığıyla sembolik olarak ifade etmektedir. Oyun terapisi, danışanın yaşadığı zorlukları önleme ve çözmede, ideal büyüme ve gelişmeyi sağlamada oyunun terapötik gücünü kullanan sistematik bir modeldir. Oyun terapisinde terapist, çocuğa duygularını, düşüncelerini, tecrübelerini ve davranışlarını oyun yoluyla ifade etmesi ve keşfetmesi için güvenli bir ortam sağlar. Oyun terapisi birçok sorunda etkili olan bir yöntemdir. Çocukluk çağı depresyonu, çocukluk dönemi korku ve kaygıları, travma sonrası stres bozukluğu, psikolojik temelli fiziksel şikayetler, kayıp ve yasa bağlı sorunlar, yaşanan önemli değişiklikler sonrası (boşanma, taşınma, okul değişikliği, kardeş sahibi olma vb.) gelişen adaptasyon problemleri gibi geniş bir sorunlar yelpazesinde kullanılmaktadır.

 

Filial Terapi

Filialterapi, oyun aracılığıyla çocuklar ve ebeveynleri arasında daha yakın ve mutlu bir ilişkisinin oluşmasını hedefleyen psikoeğitimsel bir terapi yaklaşımıdır. Filial Terapi, tedavi edici bir yaklaşım olmasının yanı sıra önleyici de bir yaklaşım olduğundan hem normal gelişim gösteren hem de duygusal, davranışsal veya gelişimsel güçlükleri olan 3-12 yaş arası çocuklar bu yöntemden faydalanabilir. Ebeveynler edinmiş oldukları teknikler sayesinde sınır koyma, çocuklarına empatik yaklaşma ve yaşadıkları sorunlarla baş etme konularında daha yetkin hissedeceklerdir.