Tükenmişlik Sendromu

Tükenmişlik Sendromu

“Çok stres altındayım, tamamen tükendim, enerjim bitti!” Bunlar, iş hayatından konuşurken birçok insanın kullandığı cümlelerdir. Peki, bunlar modern hayatın günlük ifadeleri mi, performans eksikliği mi yoksa tükenmişlik sendromunun belirtileri midir? Son yıllarda gelişmiş ülkelerde tükenmişlik sorunu oldukça artış göstermektedir. Peki, tükenmişlik sendromu nedir?

Tükenmişlik sendromu, iş yerinde görülen, sağlıklı bir şekilde baş edilemeyen kronik stresin bir sonucudur. Maslach’a göre tükenmişlik “işi gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve sürekli diğer insanlarla yüz yüze çalışmak durumunda olan kişilerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluşan bir sendrom” dur (Maslach ve Jackson, 1981).

Yine Maslach’a göre tükenmişliğin duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda düşüşten oluşan üç boyutu vardır. Tükenmişlik sendromu, mesleki çevre (büyük iş hacmi, sorumluluklar, zaman baskısı, aşırı yüklenme, takdir eksikliği), yaşam tarzı (boş zaman yetersizliği, yetersiz sosyal çevre ve aile desteği), ve en önemlisi kişilik özellikleri ile ilgili nedenlerden kaynaklanabilmektedir.

Tükenmişlik sendromu fiziksel, psikolojik ve davranışsal tükenmişliği temsil etmekle birlikte kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Fiziksel belirtileri; yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı ve uyku bozukluklarıdır. Psikolojik belirtileri; değersizlik, yetersizlik, özgüven düşüklüğü, çaresizlik, huzursuzluk ve çabuk öfkelenmedir. Davranışsal belirtileri ise kişisel sorumluluklarını üstlenmemek, sosyal izolasyon, görevlerini yerine getirmeyi ertelemek ve mesleki görevleri yetersiz biçimde yerine getirmektir.

Tükenmişlik, bireysel ve organizasyonel faktörler arasındaki etkileşimin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden tükenmişliği önlemek için hem bireysel hem de organizasyonel müdahaleler yapılmalıdır. En önemli müdahale tükenmişliği ortaya çıkaran etkenlerin ortadan kaldırılması veya bu durumun erken fark edilmesidir.

Bireysel düzeyde baş etme yöntemlerine bakıldığında, kişilerin bakış açılarını, olumsuz düşünce sistemlerini değiştirmeli, sorumluluklarının sınırlarını, yapılan işin zorluk ve risklerini bilmeli, sosyal ilişkilerini devam ettirmeli, tatil/dinlenme olanaklarını kullanmalı, işyerindeki rutinlerini değiştirmeli, iş dışında rahatlatıcı aktiviteler yapmalıdır.

Organizasyonel düzeyde yapılması gerekenler ise çalışanların görev ve yetkilerinin net olması, ödül kaynaklarının arttırılması, çalışma saatlerinin kısaltılması, ücretlerde iyileştirmelerin yapılması, sosyal aktiviteleri ve tatil sürelerinin arttırılması, çalışanların bireysel ihtiyaçlarının karşılanması, personel yetersizliği sorununun giderilmesi, yöneticileri personellerini desteklemesidir.

Sonuç olarak, iyi organize olmuş, kendilerinden emin, profesyonel yaşam ile kişisel yaşamları arasında bir denge kuran ve organizasyonel açıdan şartları iyileştirilmiş insanlar, bu sendromdan mustarip olmamaktadır.

KAYNAKÇA:
– Kaçmaz, N. (2005). Tükenmişlik (Bornout) syndrome. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi, 68 (1), 29-32.
– Maslach, C. & Jackson, S. E. (1981). The measurement of experienced burnout. Journal of Occupational Behavior, 2, 99-113.
– Popescu, C., Bondac, G. T., & Hrestic, H. L. (2017). The Journal Contemporary Economy, 2 (2), 119-124.
– Weber, A. & Reinhard, A. J. (2000). Burnout syndrome: a disease of modern societies? Occupational. Medicine, 50 (7), 512-517.