Çocuklara Alan Açabilmek ve Onlardan Ayrı Kalabilmek

Çocuklara Alan Açabilmek ve Onlardan Ayrı Kalabilmek

İlişkiler bağlılığı içerdiği kadar özgürlüğü de içerir. Bu anlamda bakıldığında, gerektiğinde insanların birbirinden ayrı kalabilmesinin bir ihtiyaç olduğu belirtilmelidir. Çocukların erken dönem bebekliklerinden itibaren bu ayrı kalabilme sürecine girmeye başlaması, gelişimlerinin bir parçasıdır. Çocuk büyüme evresinde, gitgide anne babasından daha fazla ayrı kalmaya başlar, bu da beraberinde keşfetmeyi getirir. Bu durumda, çocuğun hem fiziksel hem duygusal olarak aldığı ilgi ve sevginin farkında olarak, ayrışmayı da tolere edebilmesi gereklidir.

İlişkilerin doğal gerekliliklerine bakıldığında, sevdiğimiz kişilerden ayrı kalabilmemize saygı göstermemiz gerektiğini söyleyebiliriz. Bu durum çocuklukta edinilen deneyimlerle sağlıklı şekillerde yerleşebilir. Ebeveynlerin, çocuğun tek kalmaya karşı geldiği durumlara karşı hangi tepkileri verdiği çok önemli. Çocuğun, kendi duygularını tolere edebilme becerisi ya da kontrolü ele alma tarzı önemli noktalardır. Çocuğun kontrolü ele alması, ebeveyn açısından iyi niyetli gibi gözükse de aslında kötü bir deneyimdir. Önemli ve yeterli olan noktalar, çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının yeteri kadar doyurulması, ilgi görmesi, çevresiyle yeteri kadar bağ kurabilmesi ve sevgiyi hissetmesidir. Bunların olduğu koşullarda, çocuğun ayrılığı tolere edebilmesi de olumlu bir beceri ve gereklilik olacaktır. Çocukların gerçek ihtiyaçlarının mutlaka karşılanması gerekir. Ayrılık anları, çocuğun ihtiyaçlarının görmezden gelinmesi anlamına gelmez. Ayrılığa karşı gösterdikleri tepkiler de gözlenmeli, duyguları aynalanmalı ve ayrı kalmanın sorun olmadığını anlayacakları bir şekilde hareket edilmelidir. İhtiyaçları karşılanan çocuklar, zor duygularla kendi kendilerine başa çıkabildiklerinde, bireyselliklerini fark edip kabul edeceklerdir. Ayrılmaların da normal olduğunu, bazen gerekli, bazen de kaçınılmaz olduğunu öğreneceklerdir. Unutulmamalı ki, çocukların da ayrı kalmaya ihtiyacı vardır.

Özellikle küçük yaştaki çocuklara ayrı kalmaları için fırsat vermek önemlidir. Ancak bu, bazen ebeveynler için zordur. Çocukların ebeveynlerinden ayrı kalmayı tolere edebilmesi için, öncelikle ebeveynlerin bunu tolere edebilmeleri gerekir. Çocukların hayatın merkezine yerleşirilip, başka bir şeye yer vermeyen, ayrı bir hayat yaşayamayan ebeveynler, çocuğa, dünyanın onun etrafında döndüğü mesajını verir. Bu durum da aslında, özellikle ilk sosyalleşme denemelerinde (çocuğun okula başlaması gibi), olumsuz sonuçlara neden olur. Çocuklar küçük yaşlarda bile, ebeveynin o an başka bir işle meşgul olabileceğini ya da ebeveynin de kendi duygularının olduğunu bilebilir. Sürekli olarak çocukların yanlarında olma çabası, çocuğun tek başına kalabilme güçlerini fark etmemelerine ve ayrı kalmaktan rahatsızlık duymalarına neden olur.  Bu bağlamda, çocuğun yaşına, olgunluğuna göre seçimler, özgürlükler sunulması, bu duyguyu içselleştirme konusunda yardımcı olacaktır.

Çocuklar büyüdükçe, daha fazla alana ihtiyaç duyarlar. Eğer bununla uygun bir şekilde başa çıkabiliyorlarsa, bu alana sahip olmaları gerekir. Bir temele sahip olmaları yeterlidir.

Uzman Klinik Psikolog Gökçehan Akoğuz

 

KAYNAKÇA

Cloud, H. (2019). Çocuklarda Sınırlar. Diyojen Yayıncılık.

Noack, P., & Buhl, H. M. (2004). Child-parent relationships. Growing together: Personal relationships across the lifespan, 45-75.

Topcu, M. (2016). Ayrılma ve bireyleşme: Nesne ilişkileri üzerine terapötik uygulama. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi3(2), 17-28.