fbpx
Çocukta kendine güven nasıl sağlanır?

Çocukta kendine güven nasıl sağlanır?

Yeni doğmuş bebek çok bencil bir varlıktır; her davranışı, hareketi, sadece kendi ihtiyaçlarını gidermeye yöneliktir. Acıkınca ağlar, doyunca uyur, çevresindeki dünyanın farkında değildir. Hatta ilk zamanlarda annesinin bile ayrı bir varlık olduğunu anlamaz. Bu ilk dönemde çocuğun iki önemli ihtiyacı vardır:

  1. Karnını doyurma ve bakım,
  2. Sevgi ve yakınlık.

Anne, çocuğu gerektiği gibi doyurup, temiz ve rahat tutarsa, çocuk gittikçe ona bağlanır. Anne yokken, onu arar, görünce sevinir. Beş-altı aylık bir çocuğun annesini görünce nasıl sevinçle gülümsediğini biliriz. Beslenme ve bakım ihtiyaçları tatmin olunca çocuk, önce annesine, zamanla da çevresindeki diğer kişilere güvenmeye başlar. Annesi çok ağlatmadan doyurur, temiz ve rahat tutarsa, çocuk da rahat ve güvenli olarak büyür. Bunun tersine, zamanında doyurulmayan, uzun süre ağlatılan, altı sık değiştirilmeyen, sağlığına pek dikkat edilmeyen çocuk, büyüdükçe mızmız, küskün bir kişilik kazanabilir; başkalarına güveni az olur, huysuzluk etmeden kimseye derdini dinletemeyeceğine inanır. Sevgi ve yakınlık göstermenin de önemi büyüktür. Çocuğu sevip okşamalı, onunla konuşmalıdır.

Kişiliğinin gelişmesi geri kalır

İnsanlarla bağ kurmasını öğrenemez, sevginin önemini bilemez. Kendini sevgiye layık olmayan değersiz bir varlık olarak görür. Oysa fiziki bakımı biraz eksik de olsa yeterli sevgi gören çocuk, sevilmeye layık olduğuna inanır ve dünyaya karşı iyimser olur. Kısacası, bebek önce annesine, zamanla ailesine ve çevresine karşı güven duymayı öğrenmelidir. Bu güven duygusu, sevgi ve bakımdan kaynaklanır. Güven duyabilen çocuk ailesinin desteği ile yavaş yavaş olumlu bir yönde gelişir.

Benlik saygısı nasıl gelişir?

Ana-babaların hemen hepsi çocuklarını sever, ama pek çok çocuk sevildiğini ve değerli olduğunu hissetmez. Benlik saygısı, sevilebilir ve değerli olduğunu bilmektir. İnsanların mutlulukları ile benliklerine duydukları saygının seviyesi arasında doğru orantılı bir ilgi vardır. Benlik saygısı kibir ve kendini beğenme değildir, sağlam kişilik kazanmanın göstergesidir. Kişinin fert olarak değerinden emin olmasıdır.

Sağlam bir benlik saygısı kişiyi büyürken karşılaşabileceği tehlikelerden ve tuzaklardan koruyan bir silahtır. Çocuğa yaşıtlarının baskısına direnebilme gücü verir ve direnebilmek için bir sebep oluşturur. Benlik şuuru uzun yıllar boyunca sürdürülen pek çok olay ve etkileşim sonucunda ortaya çıkan bir birikimdir.

Ana-babalar çocuklarının benlik saygısını geliştirmek için erken dönemde gayret göstermek zorundadırlar. Erken dönemde bu yapılırsa aynı ölçüden devam etmeleri gerekmez.

*Onun eşsizliğini vurgulayarak ve karşılıksız sevgi vererek, onun sevilebilir ve değerli olduğunu hissettirelim.

Bu, çocuğumuzun her davranışını seveceğimiz ve onaylayacağımı anlamına gelmez. Kişiliğe saygı ile bozuk davranışı kabullenmeyi birbirinden ayırt etmek gerekir.

Övgünün dozu?

Ebeveynler, genellikle, iyi bir davranış yaptıkları için çocuklarını övdükten sonra, çocukların, övgülerini yalanlamak istercesine haşarılık yaptıklarını anlatırlar. Zeki olduğu için övülen çocukların, üstün konumlarını tehlikeye atmamak için sorumluluk almaya daha az yatkın oldukları bir durumdur. Tam tersine, çocuklar çabaları için övüldüğünde, zor görevlerin üstesinden gelmeye daha azimli olurlar (Ginott, H. G., 2008).

Tıpkı penisilin gibi, övgü de gelişigüzel kullanılmamalıdır. Penisilin gibi güçlü ilaçların muhtemel alerjik reaksiyonlara yol açmaması için, kullanımda uyulması gereken zamanlama, doz gibi kuralları vardır; duygusal bir ilaç olarak övgünün de kuralları vardır. En önemli kural, övgünün çocuğun karakteri ya da kişiliğiyle değil, çabaları ve başarılarıyla ilgili olmasıdır (Ginott, H. G., 2008).

  • Algımızı onun üzerinde yoğunlaştıralım.
  • Acılı veya öfkeli olduğu zamanlarda bile, onun bütün duygularını
  • Onu anlayalım, olduğu gibi kabul edelim ve saygı gösterelim.
  • Açık, anlaşılır ve tutarlı kurallar koyarak, yumuşak bir disiplin kuralım. Bu, çocuğun sadece başarılı olduğunda değil; belli bir amaca ulaşmak için çaba harcadığında, olumsuz bir davranışta bulunmadığında ve hoş hareketler yaptığında onu pekiştirmek ve övmektir (ışık tutmak). Biz ışık tutmazsak göremez.

Çocuğumuzla kurduğumuz her iletişim ve etkileşim ona sevilebilir ve değerli bir insan olduğu mesajını verir. Zamanla bu mesajlar çocuğun kendisine bakış açısını etkiler.

Uzm. Klinik Psikolog Helin Yağmur İÇEN

KAYNAKÇA:
– Saygılı, S. (2014), Çocuklarda Davranış Bozuklukları, s.11, Elit Yayınları, İstanbul. Ginott, H. G. (2008), Anne Baba ve Çocuk Arasında, s.53, Okuyan Us Yayınları, İstanbul

Randevu Al Hemen Ara
WhatsApp'tan bize yazın