Çocuklarda Bağlanma Neden Önemlidir?

Çocuklarda Bağlanma Neden Önemlidir?

Bağlanma bireyin; sosyal işlevselliğini, duygusal esnekliğini, özgüven gelişimini, kendini ortaya koyma becerilerini, ilişki kurma becerilerini etkiler. Ebeveyn tutumları ve ebeveynin ne kadar şevkatli, ilgili, cevap verici olduğu bireylerin içsel çalışma modellerini ve “ben” ve “diğeri” kavramlarının oluşumunu şekillendirir.

Çocuğun gereksinimleri yeteri kadar karşılanmadığında, çocukta benlik algısıyla ilişkili olarak psikopatoloji gelişebilir. Kısaca, annenin karşıladığı güvenlik duygusu, çocuğun dünyayı algılama biçimini belirler. Çocuk kendine ve dış dünyaya anlam verir, zihinsel şemaları şekillenir ve yeni ilişkilerine yaşadığı bu deneyimleri geneller. Çocuklar yaşamının ilk yıllarında kendileri ve başkaları için oluşturduğu zihinsel temsilleri yetişkinlikte rehber olarak kullanır.

Bağlanmanın Temel İşlevleri

Bağlanmanın temel işlevi tehlikelerden korunmadır. Güvenli bir bağlanma ilişkisinin kurulması, sağlıklı psikolojik gelişim ortamı sunar. Bu anlamda, bağlanma hayati bir değere sahiptir. Tıpkı hayvanlarda görülen anneye yakın olma veya onu takip etme davranışının onların hayatta kalma şansını artırması gibi, bağlanma da insanlarda önemli işlevlere sahiptir.

Bağlanmanın üç temel işlevi şunlardır:

  1. Dünyayı keşfederken geri dönülebilecek güvenli bir liman olma “Güvenlik sığınağı”
  2. Fiziksel gereksinimleri karşılama “Yakınlığı koruma”
  3. Hayata dair bir güvenlik duygusu geliştirme şansı “Güvence üssü”

Çocuk ve anne arasında kurulan ilk iletişim, diğer tüm ilişkilerin başlatıcısıdır. Bu bağ bireyin kendisini güvende hissetmesini ve çevresine uyum sağlamasını kolaylaştırır.  Yetişkin bireyin yaşamında zamanla daha da belirginleşen şemalar, çocukluk zamanlarında ebeveynlerle yaşanan ilişkiler neyse o yönde gelişmektedir. Bu nedenle ilişkilerimiz ve bağlanma biçimlerimizde çekirdek ailenin etkisi çok büyüktür. Bakım süreci tutarlı ise, çocuk ihtiyaçlarının önemli olduğuna dair fikir geliştirecek, bu fikir özgüvene dönüşecektir.

Dış dünyanın ihtiyaçlarına duyarlı, iyi bir yer olduğu fikri, başkalarına güveni oluşturacaktır. Yetişkinlikte de duygusal ilişkisinin dengeli ve güvene dayalı, sorunlu dinamiklerden görece arınık olması beklenir. Bakım süreci tutarsızsa, çocuk dış dünyaya güven geliştirmeyecek, kendisinin yeterince sevildiğine inanmayacaktır. Yetişkinlikte de hem kendisine hem karşısındakine güvensizlik hissetme ihtimali yüksektir.

Dinamikler ailenin dinamiklerine göre şekillenmektedir. Şöyle ki; ihtiyaçların zarar verici biçimde engellenmesi durumunda terk edilme ya da duygusal yoksunluk gibi şemalar, travmatize etme ya da kurbanlaştırma ile kusurluluk/utanç, güvensizlik/suistimal edilme, ihtiyaçların gereğinden fazla karşılanması ve aşırı korumada hak görme/büyüklenmecilik ile bağımlılık/yetersizlik, içselleştirme veya değer verdiği kişilerle özdeşleşme durumunda ise örneğin ebeveynlerinin şiddetine maruz kalan bir çocuk, karşı koyamadığı için kendisine bir “kurban” rolü geliştirebilir ve aynı zamanda bu rolle özdeşleşip ya da role karşı çıkıp “saldırgan” olabilir, kendisine ya da başkalarına şiddet uygulayabilir. Sağlıklı ilişkilerimiz, ilişki kurabilmemiz ve sürdürmemiz ancak ve ancak erken dönemlerde kurulacak doğru bağlanma ve güven ilişkisi temeline dayanmaktadır.

Güvenli Bağlanmanın Avantajları

Güvenli bağlanma gösteren çocuklar hayatlarının ve gelişimlerinin birçok alanında avantajlıdır. Bu çocuklar olumsuz duygularını kontrol etmede ve stresli durumlarla başa çıkmada daha başarılıdır; sosyal becerileri daha gelişmiştir, etrafında olanları ve diğer insanların duygularını daha iyi anlarlar; çevrelerini daha rahat keşfederler; özsaygı ve özgüvenleri gelişmiştir, diğer insanlar ile empati kurma konusunda daha yeteneklidirler; hayatları boyunca çok daha sağlıklı ilişkiler kurarlar. Tüm bu sebeplerden ötürü, çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını tutarlı ve uyumlu bir şekilde karşılamak, yakınlık isteğine karşılık vermek, duygularıyla empati kurmak ve ona sevgiyle bakmak çok önemlidir.

KAYNAKÇA:
– Kesebir, S., Kavzoğlu, S. Ö., & Üstündağ, M. F. (2011). Bağlanma ve psikopatoloji attachment and psychopathology. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry3(2), 321-342.
– Keskin, G. (2009). BAĞLANMA SÜRECİ: RUH SAĞLIĞI AÇISINDAN LİTERATÜRÜN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ. Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi23(2), 145-158.
– Tüzün, O., & Sayar, K. (2006). Bağlanma kuramı ve psikopatoloji. Düşünen Adam19(1), 24-39.

Randevu Al Hemen Ara