Doğal Afet Sonrası Çocuklarda Travma

Doğal Afet Sonrası Çocuklarda Travma

Travma; doğal afetlere, duygusal, fiziksel veya cinsel istismara ve kazalar gibi pek çok kötü olaya karşı verilen duygusal tepki ve bunun sonucunda ortaya çıkan semptomlar olarak tanımlanmıştır. Kişi, durumu ne kadar çok tehdit olarak algılarsa, ortaya çıkan etki o kadar fazla olur.

Travmaların ortaya çıkmasında, en başta görülen sebep yaşanılan doğal afetlerdir. Toplum ve dolayısıyla birey yaşanan doğal afet sonucunda travmatize olabilir. Doğal afetler beklenmedik bir anda meydana gelir ve oldukça olumsuz etkileri görülebilir. Bir felaket karşısındaki ilk ve en tipik tepkimiz şoka girmektir. Kişi şoka girdiğinde; duygusuzmuş gibi görünür veya olayı hiç olmamış gibi reddeder. En sonunda şok hali kişiyi içinde sıklıkla anksiyete, depresyon veya suçluluk gibi aşırı duygusal duruma getirir. Bir felakete doğrudan maruz kalmak da, dolaylı yoldan maruz kalmak (televizyonda izlemek, birinden duymak, vs.) da kişide travma yaratabilir ve travma tepkileri (uyku ve yeme bozuklukları, gece kabusları, aşırı derecede kıpır kıpır olma veya tam tersi şekilde aşırı donuk olma hali, çok sık ağlama, yaşının gerisinde davranışlar gösterme, tanıdığı nesnelere aşırı bağlanma, olayın tekrarlanacağı endişesi, akademik başarıda düşüş, dikkat bozuklukları) göstermesine sebep olabilir.

İnsanlar yakınlarını veya evlerini kaybedebilirler. Bunun sonucunda, kendilerini aciz hissedebilirler. Çocuklar ise bir felaket durumu karşısında, farklı yaş gruplarına göre farklı tepkiler verebilirler. Çok küçük çocukların (0-6 yaş) en tipik tepkisi ve duygusu, çaresiz ve korkmuş hissetmek ve ebeveynlerini normalden çok daha fazla yanında isteme halidir. Bebekler olması gerekenden daha fazla ağlayabilir ve çok daha çabuk mutsuz olabilirler. Okul öncesindeki çocuklar endişeli ve korkmuş görünebilir, çünkü artık kendilerini güvende hissetmezler. Bu yaş grubundaki çocuklar anne-babalarına daha yapışık olmaya başlayabilirler. Terk edilme/bırakılma korkusu, çocukluk döneminin en yaygın endişesi, çok daha fazla dile getirilmeye başlanabilir. Yani, “sen de ölecek misin?” gibi sorular gelebilir. Okul öncesi dönemdeki bu çocuklar, daha küçük yaş grubundaki çocukların göstermiş olduğu davranışları göstermeye başlayabilir (parmak emme, tuvaletini altına kaçırma, yatak ıslatma, vs.) ve uyku bozuklukları baş gösterebilir.

İlkokul dönemindeki çocuklar (7-10 yaş) da kendilerinden daha küçük yaş grubu çocukların göstermiş olduğu tepki ve davranışları göstermeye başlayabilirler. Bunlara ek olarak, özellikle okulda, dikkat ve konsantrasyon problemleri gösterebilirler. Okul öncesi dönemindeki çocuklardan farklı olarak, ilkokul dönemindeki çocuklar yaşanan felaketin sonucunda yaşanan kaybın kalıcı etkilerini anlamlandırabilirler. Bu nedenle, bu yaş grubundaki çocukların kafası felaket durumuyla oldukça meşguldür ve hep bu konu hakkında konuşmak isterler. Çok fazla düşünmenin çocuklar için bazı duygusal çıktıları olmaktadır; suçluluk, öfke, fiziksel semptomlar, vs.

Daha büyük yaş grubu çocuklar (ergenler), özellikle akranlarının yanında, oldukça bilgi sahibi gözükmektedirler. Büyük yaş grubu çocuklarda çok farklı tepkiler görülebilir. Bir yetişkin gibi davranabilir veya yaşına uygun olmayan küçük yaş grubu çocukların gösterdiği davranışları da gösterebilir. Bu yaş grubundaki çocuklar aileleriyle daha fazla vakit geçirmek isteyebilir, fakat aynı zamanda tam tersi şekilde ailelerinden uzaklaşmak da isteyebilir. Pek çok duygu hissedebilirler; suçluluktan korkuya ve hatta ölümsüzmüş gibi hissetmeye kadar, çünkü bir felaketten sağ çıkmayı başardılar. Diğer yandan, duygularını aileleriyle paylaşamayacakmış gibi de hissedebilirler.

Aileler çocuklarına nasıl yardım edebilir?

Çocuğunuzu felaket haberleri yapan yayınlardan bir süre uzak tutun. Televizyon veya habere maruz kaldığında çocuk yeniden travmatize olabilir ve daha çok stres ve korku yaşamasına sebep olabilir.

Mümkün olduğunca, eski rutinlerine (örneğin; yemek ve uyku saati) geri dönülmeli. Çocuklar bir felaketten sonra istikrar isterler.

Çocukların bu süreçte duygularını işlemlemesi gerekmektedir. Bu nedenle, çocuğunuza her zaman onun yanında olduğunuzu ve ona bakım vermeye devam edeceğinizi ve yaşanan felaket konusunda soruları varsa ne zaman isterse sorularını cevaplayabileceğinizi iletin.

Çocuğunuz bu süreçte size daha yapışık, yakın olmak isteyebilir. Sizlerin yapabileceği şey ise, bu süreç geçene kadar çocuğunuzun size daha yakın olma isteğini geri çevirmemek, buna mümkün olduğunca izin vermek ve daha çok temas (göz ve ten teması) etmektir. Buna izin vermek ve çocuğunuzla olan temasınızı arttırmak çocuğun kendi güvenliği ile alakalı korku ve kaygılarını azaltabilir.

Eğer çocuğunuz uzun bir süre geçmesine rağmen, hala anormal tepkiler gösteriyor ve zorlanıyorsa, bir uzmandan yardım alın.

Klinik Psikolog Işık Dilayla Elgin

KAYNAKÇA:
– Babell, S. (2010). The Trauma That Arises from Natural Disasters. Psychology Today.
– Call, J. A. (2008). Children and Disasters. Psychology Today.
– Karabulut, D. & Bekler, T. (2019). Doğal Afetlerin Çocuklar ve Ergenler Üzerindeki Etkileri. Doğal Afetler ve Çevre Dergisi, 5(2), 368-376.

Randevu Al Hemen Ara
WhatsApp'tan bize yazın