fbpx
Merhamet Duygusunun Paradoksu

Merhamet Duygusunun Paradoksu

Merhamet Duygusunun Paradoksu, Merhamet, yardım etme davranışlarına, özverili sevgi eylemlerine ve hayırseverlik eylemlerine ilham vererek insan toplumuna fayda sağlayan köklü bir insan özelliğidir. Ancak şefkatin boyutu nadiren gerçek ihtiyaçla veya felaketin ölçeğiyle eşleşir. Daha spesifik olarak, insanlar, daha büyük grupların, toplulukların veya bütün ulusların ortak acılarına kıyasla bireysel mağdurların acılarından daha derinden etkileniyor gibi görünüyor.

 

Rahibe Teresa’nın meşhur sözü: “Eğer kitleye bakarsam asla harekete geçmem. Eğer birine bakarsam, bakarım” – böylece “merhametin solması” olarak adlandırılan olguyu özetliyor. Örneğin, bir çocuğun Harvard’a yaptığı ziyareti desteklemek için 2015 yılında kitlesel fonlama kampanyası 1,2 milyon dolarlık şaşırtıcı bir bağışla sonuçlandı. Karşılaştırıldığında, benzer bir dönemde Batı Afrika’daki Ebola sağlık krizine yapılan bireysel bağışlar yalnızca 100.000 doları buluyordu. Neden hissettiğimiz şefkatin miktarı, çektiğimiz acının toplam boyutuyla ya da ihtiyacı olanların sayısıyla bu kadar orantısız?

 

Merhamet (Şefkat) Solması Nedenleri

İnsan şefkati nadiren acının ölçeğiyle eşleşir.

Merhametin azalması(solması) paradoksu tipik olarak iki farklı yaklaşımla açıklanmaktadır.

 

1.Bilişsel Önyargılar Yaklaşımı

İlk yaklaşım, insanların duygusal tepkilerinin ve sempatik tepkilerinin farklı bilişsel önyargılardan ve düşünme sınırlamalarından nasıl etkilendiğine odaklanır. Böyle bir sınırlama aritmetik becerilerimizle ilgilidir.

Birçok insan büyük sayıları anlamlandırmakta zorluk çeker. 10, 50 veya 100 kişilik grupları resmetmek mümkün olsa da, daha büyük grup boyutlarını kavramak giderek zorlaşıyor. Sonuç olarak, insanların büyük ölçekli acılarına ilişkin soyut istatistiklerin işlenmesi, anlaşılması ve empati kurulması zordur.

Bir diğer önyargı ise “tanımlanabilir mağdur etkisi”dir. Bu, bireysel, kimliği belirlenebilir mağdurlara ilişkin bilgilerin, genel, yaygın talihsizliklerle ilgili haberlerden daha canlı zihinsel imgeleri çağrıştırdığı gerçeğine işaret etmektedir. Ayrıntılı zihinsel imgeler, söz konusu mağdurla ilişki kurmayı, kişinin kendisini onun yerine koymasını ve acısıyla empati kurmayı kolaylaştırır. Sonuç olarak bireyler için şefkat, büyük kalabalıkların aksine daha büyüktür.

 

2.Motivasyon Yaklaşımı

İkinci yaklaşım, insanların seçimlerinin maliyet ve faydalarını nasıl tarttıklarına ve bunun da onların başkalarına yardım etme motivasyonlarını nasıl etkilediğine odaklanır. Örneğin bir mağdura yardım etmek, yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca mağdura yardım etmekten daha ulaşılabilir olarak algılanabilir. Bazı afetlerin büyüklüğü, potansiyel bağışçıları bunaltabilir ve yardım davranışlarını caydırabilir çünkü bunlar boşuna olarak algılanır.

 

Ayrıca, daha büyük bir yardım kampanyasına küçük bir bağışta bulunan insanlar, kişisel katkılarının pek bir fark yaratmadığını düşünebilirler. Sonuçta, milyon dolarlık bir yardım çağrısı bağlamında 5 dolar nedir ki?

Aslında bu bağlamda bir bağış daha az etkili veya anlamlı olarak algılanabilir ve duygusal ödül duygusu muhtemelen daha düşük olacaktır. Sonuç olarak, şefkatli bağış yapma motivasyonu genellikle daha küçük bir felaket bağlamında olduğundan daha düşüktür.

 

Merhametin (Şefkatin ) Solması Konusunda Ne Yapabiliriz?

İnsan şefkati ve buna bağlı yardım etme veya fedakarlık yapma eylemleri kutlanacak bir şeydir. Ancak şefkat paradoksunun ortadan kalkması, en kötü felaketlerden bazılarının nispeten daha az yardım alması anlamına geliyor. Mali bağışların daha eşit şekilde dağıtılmasını ve onlara en çok ihtiyacı olanlara ulaşmasını nasıl sağlayabiliriz?

Kitlelere yönelik şefkati artırmanın temel stratejisi, karmaşık istatistiklerden kaçınmaktır. Bunun yerine, büyük ölçekli talihsizliğin bireysel kurbanlarını sergilemek genellikle yararlıdır. Kişisel hikayeler anlatıldığında kitlesel acılar daha ilişkilendirilebilir ve dolayısıyla hayal edilmesi daha kolay hale gelir. Tek bir kişinin deneyiminin tüm mağdur grubunu temsil etme olasılığı düşük olsa da, şefkatli bir yanıt için gerekli ivmeyi sağlayabilir.

 

 Kaynakça

  • Eva M. Krockow Ph.D., The Paradox of Compassion (2023)

  • Marcus M. Butts et al. (2018), Helping one or helping many? A theoretical integration and meta-analytic review of the compassion fade literature

  • D.M. Bartels (2006), Proportion dominance: The generality and variability of favoring relative savings over absolute savings

 

Diğer yazılarımızı okumanızı öneririz.

Çocuğumun internet bağımlısı olduğunu nasıl anlarım?

Özerklik ve ödüller öğrenmeyi nasıl artırır?

Çocuklarla Psikodrama

 

PSİKOLAJ – Psikolojik Gelişim Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Konumu İçin Tıklayınız.

Randevu Al Hemen Ara
WhatsApp'tan bize yazın