Annenin Duyguları: Öfke

Annenin Duyguları: Öfke

Anneler, kendilerini değerlendirip, duygularına dönüp baktıklarında, “öfke” duygusunu sıklıkla ilk sıralarda dile getirirler. Biten bir gün sonunda kendilerini, sürekli çocuğuna kızan, çok fazla sinirlenen biri olarak düşünürler. Sınırları zorlayan bir çocuk da söz konusuysa, bu durum daha fazla hissedilir. Çocuğun yaptığı veya yapmadığı birçok şey, örneğin dağınık olması veya sorumluluklarını yerine getirmemesi, anneleri öfkelendirir. Bu durumda, çatışma ve stres kaçınılmazdır.

Diğer bir açıdan bakıldığında, çocuklar öfkeye sebep olmak dışında, tetikleyici bir rolde de olabilir. Yani öfkenin sebebi olmadan, var olan, biriken bir öfkenin dışavurumuna sebep olabilir. Bu durumda annenin iç dünyası söz konusudur. Karmaşık duygularla dolu bir iç dünya; geçmişle bitmeyen hesaplaşmalar, kapanmayan yaralar, ilişkisel sorunlar, maddi zorluklar gibi çeşitli birikimleri içerebilir. Bu birikim, çocuğun ufak bir temasıyla dışarı çıkış yolu bulmuş olabilir. Aslında, çocuğun tetiklemesi olmadan, duyguların doğrudan dışarı çıkış yolu bulması işlevsel olandır. Anne, öfkesinin farkına varıp, onu kabullendiğinde, bunu azaltmak adına bazı yollara başvurabilir. Bunlardan biri çocuğuna “sağlıklı sınırlar” koymayı içselleştirerek, kızma ve bağırma davranışından uzak durmaktır. Diğer bir yol da, annenin kendi içsel süreçlerine dikkat edip, duygularının farkına varıp, bunları dışa vuracak doğru kanalları bulmasıdır. Unutulmaması gereken bir nokta da, davranış ve duyguları etkili bir şekilde ifade etmek ve olumsuz durumlarla başa çıkmak için strateji geliştirebilmede, ebeveynlerin çocuk için çok önemli bir rol model olmasıdır. Bu bağlamda, öfke dışavurumuna maruz kalan çocukların, kendi yetişkinlik dönemlerinde de benzer tutum gösterdikleri ve kendi çocuklarına da öfkeli davranışlar sergiledikleri belirtilmektedir. Diğer yandan da, çocuk örselendiğinden, kurban rolünü giyerek daha sessiz, içe kapanmış ve kendini değersiz hisseden bir birey haline gelebilir. Bastırılmış öfkelerini çocuklarına yansıtan anneler, hem çocuklarının sevgi ve şefkat gibi ihtiyaçlarına cevap vermemiş olurlar, hem de çocuklarında özgüven eksikliği veya bağımlılıktan kaçma davranışı oluşmasına sebep olurlar. Çocukluk çağındaki duygusal travmalar, sözel içerikli de olsa, yetişkinlikte depresyon, kaygı bozuklukları, sosyal uyumsuzluk, suça yönelme, fiziksel şikayetler gibi birçok farklı durum halinde yansıyabilir.

Bütün bu açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, annenin hem kendisinin, hem de çocuğunun olumsuz duygularının ifadesinde arabulucu rolü oynamasının önemi vurgulanabilir. Öfkeyle hareket etmenin, çocuğun öz kontrol becerilerin gelişmesine engel olacağı düşünülmeli, annenin destekleyici bir tutumda olmasıyla olumlu bir iletişim geliştirmek hedeflenmelidir. Çocuğa hangi davranışlarının kabul edilebilir, hangilerinin edilemez olduğu net bir şekilde açıklanırsa, öfke duygusuyla baş edebilmek için adım atılarak, ortaya çıkan sorunların önleme ve çözümü daha gerçekçi bir yolla yapılmış olacaktır.

Uzm. Klinik Psikolog Gökçehan Akoğuz

KAYNAKÇA

Güleç, H., Topaloğlu, M., Ünsal, D., & Altıntaş, M. (2012). Bir kısır döngü olarak şiddet. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar4(1).

Özmen, S. K. (2004). Aile içinde öfke ve saldırganlığın yansımaları. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi37(2), 27-39.

Teber, M. (2015). Annenin Ruh Halleri. Hayykitap.